![]() |
![]() |
![]() |
![]() | ![]() | ![]() | ![]() | ![]() | ![]() | ![]() | ![]() |
|
Kategori : Bebek & Aile / Gebelik / Gebelik Dönemi / Rh uyuşmazlığı Kanımızda oksijen taşımakla görevli kırmızı kan hücrelerinde bulunan proteinler esas alındığında klasik olarak dört ana kan grubu tanımlanır: "A", "B", "AB" ve "O" grubu. Ayrıca, bir de "Rh" söz konusudur. Birey, "D" proteinine sahipse Rh pozitif (+), değilse Rh negatif (-) olarak ifade edilir. Rh (-) kişilerin vücudunda D proteini hiç yoktur ve bağışıklık sistemi için tamamen yabancı bir maddedir. Gerek "AB0" gerekse "Rh" sisteminde anne ile çocuk arasında kan uyuşmazlığı görülebilir. "AB0" uyuşmazlığı "Rh" uyuşmazlığına göre daha sık görülmesine rağmen daha iyi seyreder, sarılık daha ender görülür, çocukta kalıcı hastalık yapma riski daha azdır, nadiren bebeğin kanının değişmesi gerekir. "Rh" uyuşmazlığı ise daha nadir görülür ancak kötü seyirlidir; sıklıkla sarılık yapar, çoğunlukla bebeğin kanının değişmesi gerekir, iyi tedavi edilemezse kalıcı arazlara yol açar veya ölümle sonuçlanabilir. Kan grupları arasındaki uygunsuzluk; genellikle annenin "O" bebeğin "A", "B" veya "AB" olduğu durumlarda meydana gelir. Fakat daha seyrek olarak yaşamı tehdit eden boyutlara ulaşır. Eğer anne ve baba her ikisi de "O" grubu kana sahiplerse çocukları mutlaka "O" grubu olur. Bu durumda anne ve bebek arasında kan grubu uygunsuzluğu olmamaktadır. Rh uyuşmazlığı; Rh (-) annenin Rh (+) çocuğu olursa uyuşmazlık söz konusudur. Rh (-) bir annenin Rh (+) bir çocuğu olması için baba Rh (+)olmalıdır. Normal koşullarda hamilelik döneminde anne ve bebeğin kanları birbirine karışmadan plasenta aracılığıyla oksijen, karbondioksit ve besi öğelerinin karşılıklı alışverişi gerçekleştirilir. Anne Rh (-), bebek Rh (+) ise ilk gebelikte herhangi bir sorun olmaz. Bebek doğarken zedelenen damarlardan bir miktar bebek kanı, Rh (-) annenin kanına karışabilir. Böylece annenin bağışıklık sistemi tamamen yabancısı olduğu bir proteinle, "D" proteini ile tanışır ve ona karşı tepki geliştirir. O maddeyi tanımadığı için yok etmek ister. Beyaz kan hücrelerinin D proteinini yok etmek üzere ürettiği sıvısal maddeleri (antikorlar) kullanarak hedefine ulaşır. Annenin kanında bir tane bile bebek kan hücresi kalmaz, tümü yok edilir. Bu savaş sona erdiğinde geriye "anti-D antikorları" adı verilen sıvısal maddeler ve bunları gereksinim duyulduğunda her an yeniden üretebilecek akıllı beyaz kan hücreleri kalır. İkinci gebelikte çocuk eğer yine Rh (+) kana sahipse annenin kanında hazır bulunan bu sıvısal maddeler (antikorlar) kolayca plasenta engelini aşarak anne karnındaki bebeğin kanına karışırlar. Bebek kırmızı kan hücreleri yok edilmeye başlanır. Çocuğun kemik iliği, karaciğer ve dalağı yok edilen kırmızı kan hücrelerinin yenilerini üretir ve eksilen kanı yerine koyar. Bu aşırı kırmızı kan hücresi yıkımı ve yapımı sürecinde "bilirubin" adı verilen ve fazlası zararlı olan bir madde açığa çıkar, bebekten anneye geçer, annenin karaciğeri tarafından yok edilir. Bebeğin karaciğeri henüz bu maddenin tümünü zehirsizleştirebilecek kadar gelişmemiştir. Eğer üretilen kırmızı kan hücresi miktarı yok edilenden az olursa sonuçta bebek ağır bir kansızlığa maruz kalır, hatta ölebilir. Arada bir denge varsa bebek bir ölçüde kansızlıkla doğar veya sağlıklı olarak dünyaya gelir. Sorun asıl o zaman belirginleşir. Çünkü kan hücreleri hala parçalanmakta, yenileri yapılırken gereken maddeler anneden temin edilememekte, çocuk kendi depolarını kullanmaktadır. Üstelik açığa çıkan sarı boyar madde niteliğindeki "bilirubin" bebeğin karaciğeri tarafından yeterince vücuttan uzaklaştırılamamaktadır. Kanda belli bir düzeyi aşan "bilirubin" göz aklarına, cilde ve sonunda asıl zararını gösterdiği beyin ve sinir sistemine yerleşerek yaşamı tehdit etmektedir. Yenidoğan sarılığının ağır şekillerinde, tedavi edilmeyen çocuklarda adalelerin sertleşmesi, zeka geriliği gibi kimi geri dönüşümsüz sinir sistemi bozuklukları meydana gelmektedir. Kan uyuşmazlığı çok kötü sonuçlara neden olduğundan Rh (-) anneler için koruyucu bazı önlemler alınması gereklidir. Bir anne adayı eğer Rh (-) kana sahipse, ilk doğum, kürtaj ya da düşüğünden hemen sonra, bebeğinden kendisine o anda geçmiş olabilecek Rh (+) bebek kan hücrelerine karşı annenin bağışıklık sisteminde tepki oluşmadan önce girişimde bulunulmalıdır. Ayrıca, gebelik takibinde annenin kanında normalde olmaması gereken anti-D araştırılmalıdır. Amaç annenin Rh antikorları oluşturmasını engellemektir. Bunu sağlamak için kan grubu Rh (-) ve eşi Rh (+) olan hamilelere 28. haftada anti-D iğnesi yapılır. Doğumdan sonra bebeğin kan grubu pozitif ise ilk 72 saat içinde yeniden anti-D yapılmalıdır. Düşük, dış gebelik, kürtaj gibi durumlarda da müdahaleyi takiben anti-D yapılmaktadır. Sonuç olarak kan uyuşmazlığı şüphesi olan çiftlerin çocuk sahibi olma konusunda endişeye kapılmamaları gerekmektedir. Bu çiftler, gebelik takibi ve gerekli tedavi ile normal sağlıklı bebeklere sahip olabilirler. turuncu Bu kişinin diğer yazıları için tıklayınız Kategori : Bebek & Aile / Gebelik / Gebelik Dönemi / Rh uyuşmazlığı
Yorum eklemek için üye girişini yapmalısınız, eğer üye değilseniz hemen üye olun. |
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Akıllı Kadın , 2008 | Şu anda Bebek & Aile, Gebelik, Gebelik Dönemi kategorisindeki "Rh uyuşmazlığı" başlıklı yazıyı okuyorsunuz. |