Mutluluk
“O gün, o sabah buradaydım... Ondan sonraki ve ondan sonraki...
Sabah, öğle, akşam, öylece, öylesine...
Haziran,Temmuz, Ağustos... Bir mevsimi başından sonuna kemirircesine...
Hep bir umutla!
Sen gelmedin.. Hiç... Ben sendeki “hiç”i yüklemin en yakınına koydum.. Hep...
Yükleme yakın, bana uzak..
Ben buradaydım, burada olacağını, ama bir gün.. Bugun değilse de, bir gün...
Hangisiyse o gün, kaçırmayayım diye, her gün, halihazırda, hazır kıta, buradaydım..
Kış geldi; Aralık... Atkılar eldivenler, mevsim normallerinde sıcaklıklar, soğukluklar aslında...
Kar yolları kapadı, gelmen imkansızdı, ama ben...
Constantinapolisten sesleniyorum sana
Hiçbir metrekaresi, sana sarılmaya imkan vermeyen, bir şehirden sesleniyorum sana.
Belediyenin, seni düşünmediğim yerlerini, iskana açmadığı (inşaat izni vermediği) bir şehirden, İstanbul’dan!
Sesimin, korna seslerine karıştığı, bir şehirden, duymazsan anlarım.
Bir telaşın vardır muhakkak, telaşların şehrinden sesleniyorum sana.
Beni dışına püskürtmeye çalıştıkça, surlarını omuzladığım bir şehirden, İslambol’dan, Nova Roma’dan, Dersaadet’ten, Constantinapolis’ten sesleniyorum sana.
Sesimi duymazsan anlarım, “onca sesin arasında.” Boşa atılmış bir ok sayarım bu “selamı” İstanbul’un...
Hayal, Gerçekten Güzeldir!
Siz hiç, indirimli bilet attınız diye size paso soran, bir otobüs şoförü ile seyahat ettiniz mi hayalinizde?
Hayallerde paso sormaz otobüs şoförleri. Gerçekte ise "paso" sorarlar pasonuzu.
O otobüsten inip -karlı bir istanbul sabahında- sahil boyunca yürüdüğünüzde, hiç ıslanmaz çoraplarınız. Hayallerde su geçirmez en "dandik" ayakkabı bile.
Sevdiğinizin sizin hoşunuza gitmeyen kıyafetleri sorun olmaz hayallerde, o sizin en sevdiğiniz kıyafeti giyip gelmiştir çünkü.
Her iyi yönü olan vakanın en az bir de kötü y&ou...
Tesadüf İşleri Müdürlüğü
Uzunca zamandır yazmıyordum sana, ne karalasam, hep dolaylı anlatımlar, samimiyetsiz hal hatır sormalar, anlamsız kaygılar içinde, yörüngesinden ayrılan, savrulan cümleler…
Nihayetinde, kalemi kavradım ve karşındayım işte…
Seni artık sevmediğimden, böyle çok mutlu olduğumdan, yeni amaçlarımdan vb boktan yalanlarımdan bahsetmeyeceğim, İngilizce bir küfrün Türkçe tercümesi: "hepsinin canı cehenneme."
Kravatı, gömleği ve sonunda atleti aşabilirsem, biraz daha içerlerden sesleneceğim sana, yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlı bir coğrafyadan…
Kısa bir yazı olacak bu;...
Ben buradaydım, burada olacağını, ama bir gün.. Bugun değilse de, bir gün...
Hangisiyse o gün, kaçırmayayım diye, her gün, halihazırda, hazır kıta, buradaydım..