![]() |
![]() |
![]() |
![]() | ![]() | ![]() | ![]() | ![]() | ![]() | ![]() | ![]() |
|
Kategori : Yemek / Yemek ve Aile Sağlığı / Bilinmesi Gerekenler / Ürün etiketlerini mutlaka okuyun! Ürün etiketlerinde hangi maddelere dikkat etmeliyim?Yapay tatlandırıcılar Gıda üreticilerinin arkasına saklandığı en önemli hiledir. Kullandıkları çoğu kimyasal maddeyi tek tek listelemek yerine, yapay tatlandırıcı deyip geçerler. Bu yaptıkları yasal olarak uygundur fakat tüketici bilgilendirmesi açısından tamamen yetersizdir. Çünkü yapay tatlandırıcı olarak gruplanabilecek yüzlerce sentetik kimyasal madde vardır ve etikette bu ibareyi gördüğünüzde tam olarak kaç değişik madde ve ne miktarda kullanılmış göremezsiniz. "E" rakamlı koruyucular, raf ömrü uzatıcı maddeler Yukarıda bahsettiğimiz yapay tatlandırıcıların hepsi bir çeşit sentetik yani insan yapımı kimyasal maddedir. Bu kimyasal maddelerin çoğunun kimya sektöründe bir sembolü, ya da bir "E" numarası vardır. Elinize aldığınız gıdanın etiketinde E rakamları varsa, bunlardan mutlaka kaçının. Bu E maddeleri tamamen yapaydır, ürünlerin raf ömrünü uzatmayı sağlar, içlerinde doğal ürün fazla olmadığı için tatlarını yapay bir şekilde zenginleştirir ve renk verir. Siz "doğala özdeş" çilek aromalı dondurma yerken aslında çilek tadı veren sentetik kimyasal bir laboratuvar bileşiminden başka birşey yiyor olmaszınız. Gerçek bir çileğin sağladığı vitamin ve lifleri de almadığınız gibi, vücudunuzu gereksiz yere kimyasal bir maddeyle doldurmuş olursunuz. Bu yapay maddeler ve gıdalarda kullanılan sentetik kimyasallar tamamen yasaldır, çünkü bunların kullanımına izin veren devlet kurumları, bu maddelerin sağlık üzerindeki etkisini "tek başına" inceler. Yani bir "E" maddesinin insan sağlığınıa tek başına ve tek kullanımda bir zararı olmayabilir. Ama bir gün içinde bilmeden aldığınız yüzlerce değişik kimyasal maddenin üstüste yıllar boyunca kullanımının yarattığı "kokteyl etkisini" bugün hiçbir devlet kurumu bilmez ve bunu araştırmaya gücü, parası ve zamanı yetmez. Renklendiriciler Burada fazla söze gerek var mı? Renklendiricinin adı bile kulağı rahatsız ediyor. İçinde doğal ürünler olmayan bir gıda ya da kozmetiğe kimyasal boyalarla renk katılması ne derece sağlıklı olabilir sizce? İşlenmiş Karbohidratlar Doğadaki karbonhidrat kaynağı gıdalar basit ve işlenmemiştir. Örneğin, patates, kuru fasulye, mercimek hepsi zengin karbonhidrat içerir ve sağlığa son derece faydalıdır. Bol lif içerdikleri için sindirimi uzun sürer, sizi daha uzun süre tok tutar ve kalorileri daha uzun süre boyunca yakılır. İşlenmiş karbonhidrata örnek ise her türlü şekerli, tuzlu, beyaz unlu gıdalardır. Patates cipsi, kekler, bisküviler, işlenmiş karbohidrat gıdalarıdır. Bunların sağlığa herhangi bir pozitif katkısı yoktur. Sizi kısa bir süre tok tutmaktan başka bir işlevi olmadığı gibi, kan şekerinizin ani yükselmesine ve ardından ani düşmesine sebep olur. Bu yüzden de kısa bir süre sonra kendinizi öncekinden daha aç hissedersiniz. İşlenmemiş doğal ürünlere göre lif, vitamin, beslenme değeri bakımından size hiçbir yarar sağlamaz. Kalorileri çok yüksektir, içindeki yüksek yağ, şeker ve tuz sebebiyle hızla kilo alırsınız ve uzun vadede kalp ve damar hastalıklarına yolaçabilirler. Sebze bazlı işlenmiş yağlar Hidrojene sebze yağları olarak da adlandırılan bu yağlar, tüketiciyi en çok yanıltan maddelerden biridir. Herhangi bir kimyasal, tıbbi vb eğitiminiz yoksa, bizim gibi sıradan bir tüketici olarak sebze bazlı olduğu için bu yağların hayvansal yağlardan daha az zararlı olduğu yanılgısına kolaylıkla düşebilirsiniz. Saf zeytinyağı haricindeki hemen tüm diğer sebze yağları, sebzelerin yüksek oranda ısıtılması ve işlenmesi sayesinde elde edilir. Bu işlenme süreci içinde yağın moleküler yapısı değişir ve doğal halinden bambaşka bir forma ulaşır. Yeni haliyle vücudunuz bu yağı tamamen sentetik bir kimyasal madde olarak algılar ve yoğun bir şekilde işlemeye uğraşır. Bu süreç içinde siz her türlü şişkinlik, hazımsızlık, rehavet şikayetlerini çekersiniz ve sonunda damarlarınızda birikerek çeşitli hastalıklara neden olur. Bu yağların üretimi son derece ucuz olduğu için gıda firmalarınca yaygın olarak kullanılır. Herhangi bir marketin hazır gıdalar ve bisküvi-çikolata reyonunda gördüğünüz ürünlerin %99'u bu tür yağları içerir. Toksik kozmetikler İddia ederiz ki bugün girdiğiniz herhangi bir markette elinize alacağınız şampuanların hepsi ama hepsi şu maddeyi içerir: Sodyum Laurel Sulfat. Bu maddeden uzak durun! Kozmetik sektöründe kullanılan diğer kimyasal maddelerin aksine, bu maddenin uzun süre kullanımının kansere yolaçtığı Amerikan Gıda ve İlaç Kurumu FDA tarafından kanıtlandı ve açıklandı! Tabii ki bir kez kullanmakla bir şikayetiniz olmayacaktır. Ama düşünün ki 30 yıl boyunca bu maddeyi hergün kullanıyorsunuz, bunun haricinde yüzlerce başka madde vücudunuza hergün giriyor, üstüne üstlük sağlıksız bir beslenme rejimi izliyorsunuz. Tüm bunların sonucunda yıllar sonra bir gün vücudunuzun bir yerinde bir tümör ya da kanser ortaya çıktığında, acaba nereden geldi diye hiç düşünmeyin. Radyasyon yayan elektronik aletler Cep telefonu, mikrodalga fırınlar yüksek oranda radyasyon yayarlar. Mikrodalga fırınlar yaydıkları radyasyon dalgası sebebiyle sağlığa zararlıdır. 1976 yılında Sovyetler Birliği’nin mikrodalga fırın kullanımını yasaklaması boş yere değildir. Bugün milyonlarca insan bu fırınları kullanarak sağlığını tehlikeye atıyor. Amerikan ailelerin %90'ının sahip olduğu, zaman ve enerji tasarrufu sağlayan bu cihazlar, gıdalarin pişirilmesi sırasında son derece doğal olmayan, sağlıksız bir pişirme yöntemidir. Mikrodalga, radyo ya da ışık dalgaları gibi elektromanyetik enerjinin bir türüdür. Ancak çok daha kısa dalgalı olup ışık hızıyla hareket ederler. Teknoloji sayesinde mikrodalga; TV, radyo, bilgisayar datası gibi bilgilerin transferinde kullanılır. Ancak gıda üzerinde kullanıldığında yiyeceğin moleküler yapısını değiştirir. Üstelik bu değişiklik her saniyede milyonlarca defa tekrarlanır. Sonuçta gıdanın yapısı tamamen değişmiş olur. Radyasyonun kelime anlamı "Enerjinin elektromanyetik dalgalar aracılığıyla dağıtılması işlemi" demektir. Yukarıda sözü edilen gıda yapısının değişmesi bu sayede radyasonun bir sonucudur denebilir. Yani mikrodalga fırınlar gıdayi radyasyona maruz tutarak, gıdanin moleküler yapısını değiştirir, bozar. En saf, en temiz olması gereken bebek mamalarının üzerindeki etikete dikkat ederseniz, çoğunlukla “mikrodalga fırında ısıtmayınız" uyarısı bulunur. Bu, mikrodalganın gıda üzerinde sebep oldugu yapısal değişiklik yüzündendir. Ayrıca bu yapısal değişim sırasında ortaya çıkan yeni maddelerin kansere yolaçtığı saptanmıştır. Burada cok fazla detaya girmeden özetle vermek istediğimiz Amerikalı ve Rus bilimadamlarının yaptıkları araştırmaların sonucları; gıdada meydana gelen bu değişikliklerin kansere yolaçtığı şeklindedir. absolut Bu kişinin diğer yazıları için tıklayınız Kategori : Yemek / Yemek ve Aile Sağlığı / Bilinmesi Gerekenler / Ürün etiketlerini mutlaka okuyun!
Yorum eklemek için üye girişini yapmalısınız, eğer üye değilseniz hemen üye olun. |
|
|||||||||||||||||||||||||||
| Akıllı Kadın , 2008 | Şu anda Yemek, Yemek ve Aile Sağlığı, Bilinmesi Gerekenler kategorisindeki "Ürün etiketlerini mutlaka okuyun!" başlıklı yazıyı okuyorsunuz. |